En Güzel Kaliteli Bilgiler
En Güzel Kaliteli Bilgiler Paylaşım Yeri




  • Anasayfa



Yeni Bilgi Bölümü
  • Dini Bilgiler
    • Güzel Dini Resimler
    • Hadisler ve Ayetler
    • Peygamberlerin Hayatları
    • Ramazan Ayı Fazileti
  • Eğitim Bilgileri
    • Atasözleri ve Deyimler
    • Canlılar ile ilgili Bilgi
    • Güzel Şiirler Yazılar
    • Kitap Roman Özetleri
    • Okul Meslek Bilgileri
    • Özel Günler ve Haftalar
    • Ülke Şehir Tanıtımları
    • Ünlülerin Biyografileri
  • Genel Bilgiler
    • Guncel Haberler Bülteni
    • Güzel Sözler Mesajlar
    • Msn Nickleri Avatarları
    • Proğram İndir Download
    • Rüya Tabirleri Yorumları
    • Sağlık ile ilgili Bilgi
    • Yemek Tarifleri Resimli
  • Güzel Resimleri
    • Aşk Sevği Resimleri
    • Doğadan Güzel Resimler
    • Futboldan Güzel Resimler
    • Güzel Ünlü Resimleri
    • Hayvanlar Alemi Resimleri
  • Örgü Dantel Abiyeler
    • Abiye Gece Kıyafetleri
    • Bebek Çocuk Örgüleri
    • Gelinlik Damatlık Modelleri
    • Güzellik Bakım Önerileri
    • Örğü Atkı Bere Örnekleri
    • Örgü Hırka Kazaklar
    • Pırlanta Kolye Takılar
    • Son Moda Trendleri
    • Tesettür Elbise Modelleri
    • Yazma Oya Örnekleri
    • Yeni Dantel Örneklerim
    • Yeni Dekorasyon Örnekleri


Site istatistikleri
  • 5.751 yazı var.
  • 213 yorum var.
  • 41 kategori var.
  • 0 etiket var.

1. Ahmet Dönemi Islahatları Nelerdir?


1. Ahmet Dönemi Islahatları Nelerdir?
1 Ahmet Dönemindeki Islahatlar
1 Ahmet Dönemi Islahatları Nelerdir

I. Ahmet 14. Osmanlı padişahı, 93. İslam halifesidir.

Yeni Veraset Sistemi

I. Ahmet döneminde yapılan Sultanahmet Camii

Yıldırım Bayezid döneminde başlayıp, Fatih Sultan Mehmet (II. Mehmed) döneminde kanunlaşan kardeş katli yasasını kaldırmıştır.

Yerine ekber ve erşet ailenin aklı başında olan en büyük üyesi) sistemini getirmiştir. Böylece oğullarından üçü padişah olmuştur. Bunlar sırası ile Genç Osman, IV. Murad ve İbrahim ‘dir. Ayrıca kardeşi Mustafa’yı da önceki padişahlar gibi katletmemiş, yaşamasına izin vermiştir. Nitekim kardeşi Mustafa da padişah olmuştur. Bu yeni kanun, kardeş katlini önlemesi açısından Osmanlı tarihinde büyük bir önemi haizdir.

Yardımlaşma ve dayanışma İle İlgili Atasözleri


Yardımlaşma ve dayanışma İle İlgili Atasözleri

Yardımlaşma hakkında atasözleri

Bir elin nesi var iki elin sesi var.
Dost dostun eyerlenmiş atıdır.
Komşu komşunun külüne muhtaçtır.
Yalnız taş duvar olmaz.
Derdini söylemeyen derman bulamaz.
Herkesin yardımlaştığı yerde işler yarım kalmaz.
Değirmen iki taştan, muhabbet iki baştan.
İmece günü bulut görmeyene ne mutlu.
Danışan dağı aşmış, danışmayan (-ın) yolu şaşmış

Bini Bir Paraya Deyiminin Anlamı Nedir


Bini Bir Paraya Deyiminin Anlamı Nedir
Bini Bir Paraya ne demek

Bini Bir Paraya sözlük anlamı

Bini Bir Paraya deyimi;

- pek çok ve ucuz

- pek çok yapılan, pek çok olan

anlamlarında kullanılmaktadır.

Cuma Namazının Vücub Şartları Nelerdir?


Cuma Namazının Vücub Şartları Nelerdir?
Cuma Namazının Vücubunun Şartları
Cuma Namazının Vücub Şartları Nelerdir

Cuma namazı erkeklere farz olup kadınlara farz değildir. Bu konuda bütün fakihler görüş birliği etmiştir. Fakat kadınlar da camiye gelip cuma namazı kılsalar, bu namazları sahih (geçerli) olur ve artık o gün ayrıca öğle
namazı kılmazlar.

Bir kimseye Cum’a Namazı’nın farz olması için, şu şartların bulunması gerekir:

-Hür olmak.

- Erkek olmak.

- Mukim olmak.

-Sıhhatli olmak. Bu dört şart Kafi’de zikredilmiştir.

- Yürümeye gücü yetmek.

Bir mükellef başkasının kudreti ile kudretli olamaz. Dolayısıyle Hasta mefhumuna Ayağa kalkmaya gücü yetmeyen felçli kimseler ve gözleri görmeyen amalar da dahildir.

Cum’a Namazı sürekli oturan felçli kimselere icma’en farz değildir.
Kötürüm olan bir kimseyi mescide götürecek kimse bulunsa dahi, Cum’a üzerine farz olmaz. Kör olan kimseye de; elinden tutup camiye götürecek şahıs bulunsa dahi Cum’a Namazı farz değildir.

Şiddetli yağmur ve zalim hükümdardan gizlenmek de, mükellef üzerinden Cum’a'nın farziyetini düşürür.

Bütün bunlar Cum’a Namazı’nın vücûbunun şartlarıdır.

Daru’l İslam’da üzerine Cum’a Namazı farz olmayan misafir, kadın, çocuk, köle, felçli ve âmâ olan kimseler, Cum’a Namazı kılsalar, öğle namazı yerine geçer.

Facebook Regaib Kandili İçin Mesajlar


Facebook Regaib Kandili İçin Mesajlar
Facebook Regaip Kandili Mesajları
Facebook Regaib Kandili için sözler ve mesajlar

Avuçların açıldığı, gözlerin yaşardığı, ilahi esintilerin kalpleri okşadığı anın bir asra bedel olduğu bu gece dualarda birleşmek dileğiyle kandilinizi kutlarım.

Avuçların açıldığı, gözlerin yaşardığı, ilahi esintilerin kalpleri okşadığı, anın bir asra bedel olduğu bu gece dualarda birleşmek dileğiyle kandilinizi kutlarım.

Beraatin, hayatımıza yeni ufukların açılmasına vesile olması dileğiyle..

Biçarelere, dul ve aceze hatunlara bakmak için çalışıp, çabalayan kimsenin; gece sabaha kadar namaz kılan, her gün oruç tutan, meydan-I gazada cihad eden gibi Allah yanında rütbesi vardır.

Bir kandil gülü savur sevdiklerine, size onlardan gülücükler getirsin öyle içten öyle samimi ol ki göz yaşlarını bile tebessüme çevirsin. Kandiliniz mübarek olsun.

Borçlarımızdan, ceza ve günahlarımızdan kurtulmak için bu gece dua edelim.. Allah affeden ve bağışlayandır, unutmayalım.. Eller semaya kalkıp, yürekler bir atınca bu gece, gözler sevinç yaşlarıyla dolacak.. Kandiliniz mübarek, dualarınız kabul olsun?

Rüzgarın kemanını çaldığı ve yağmur damlalarının percerene vurduğu bir gecede yatağına uzanıp, keşke dediğin tüm güzelliklerin sizin olsun.

Sofranız afiyetli, paranız bereketli, kararlarınız isabetli, yuvanız muhabbetli, kalbiniz merhametli, bedeniniz sıhhatli, yüzünüz mutlu, kandiliniz kutlu olsun.

Bin aydan daha hayırlı bu mübarek gecenin büyüsüne kapılmanız dileğiyle kandiliniz mübarek olsun.

Yağmur yüklü bulutlar gibi gelen, eteğindeki hayır cevherlerini başımıza boşaltan ve bizlere mutluluk veren kandilin,büyüsüne kapılmanız dileğiyle. Nice kandiller.

Kardeşliğin daimi olduğu, sevgilerin birleştiği dostlukların hiç bitmediği, belki durgun, belki yorgun, yine de mutlu, yine de sevgi dolu nice kandillere.

En ışıltılı bakışların gözlerinde, en tatlı sözlerin kulaklarında, tüm mutlulukarın avuçlarında ve en sonsuz sevgilerin gönlünce yaşayacağı nice mutlu kandillere.

Çevreye Atılan Çöplerin Zararları Nelerdir?


Çevreye Atılan Çöplerin Zararları Nelerdir?
Çevreye Atılan Çöplerin Zararları Nelerdir,
Çevreye Atılan Çöplerin Zararları Nedir,

Bütün dünyada olduğu gibi, Ülkemizde özellikle büyük yerleşim, Kentlerinde insanların karşılaştığı en büyük çevre sorunu çöplerdir.
Evsel katı atıkların %68′ini organik atıklar, kalan kısmını ise kağıt, karton, tekstil, plastik, deri, metal, ağaç, cam ve kül gibi maddeler oluşturmaktadır.
Ülkemizde yaklaşık günde 65 bin ton çöp üretilmektedir.
Ülkemizde ve dünyadaki katı atık yönetiminin üç temel ilkesi vardır. Bunlar az üretilmesi, atıkların geri kazanılması ve atıkların çevreye zarar vermeden bertaraf edilmesidir.

Çöplerin toplanmasından tutun da, depolanması veya bertaraf edilmesine kadar tüm hizmetlerin bir plan çerçevesinde ele alınması ve öncelikle bu atıkların değerlendirilmesi veya geri kazanılmasına çevreyle uyumlu atık yönetimi denilmektedir.

Musa Peygamberin Mucizeleri Neler?


Musa Peygamberin Mucizeleri Nelerdir?
Hz. Musa Peygamberin Mucizeleri
Musa (a.s) Peygamberin Mucizeleri

Tur Dağına geldiği sırada mekânsız olarak Allahü teâlâ ile konuştu. Kendisine ve kardeşi Harun aleyhisselama peygamberlik verildi. Elindeki asânın yılan olması mucizesi ve elini koynuna sokup çıkarınca bembeyaz olup, ışık yayması mucizeleri verildi. Sonra da Kur’ân-ı kerîm’de meâlen şöyle vahyedildiği bildirilmektedir:
“Bu iki mucize Firavun ve adamlarına karşı Rabbinin iki delîlidir. Doğrusu onlar yoldan çıkmış bir millettir. Firavun’a git, doğrusu o azmıştır.” (Kasas sûresi: 32-33)

Hazret-i Musa Mısır’a varıp, kardeşi Harun aleyhisselam ile görüşüp, durumu anlattı. Firavun’a gidip onu dîne dâvet ettiler. İsrailoğullarını serbest bırakmasını istediler. Firavun ilâhlık dâvâsında bulunarak kabûl etmedi. Bunun üzerine Musa aleyhisselam elindeki asâsını yere bıraktı. Kocaman bir ejderhâ olup, hareket etmeye başladı. Elini koynuna sokup çıkardı, eli bembeyaz göründü. Bu mucize karşısında şaşırıp kalan Firavun, durumu vezirlerine anlatınca, o sihirbâzdır dediler. Hazret-i Musa; “Size gelen gerçeğe dil mi uzatıyorsunuz. Bu, sihir değildir. Bu, her şeyin yaratıcısı olan Allahü teâlânın verdiği bir mucizesidir.” diyerek onları îmâna çağırdı. Firavun ve adamları hazret-i Musa’nın sözlerini dinlemediler. Gösterdiği mucizelere inanmayıp, sihirdir diye ısrâr ettiler. Firavun; “Ey Musa! Sihirbâzlığın ile bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin? Biz de sana sihir göstereceğiz. Bir vakit ve yer tâyin et.” diyerek ülkesindeki bütün sihirbâzları topladı.

Musa aleyhisselam Allahü teâlâya dua ederek, sihirbazlarla karşılaşmayı kabûl etti. Mısır halkı önünde sihirbazlarla karşı karşıya geldiler. Sihirbazlar ellerindeki ip ve sopaları yere attılar, göz bağcılık ile bir takım yılanlar geziyor gibi gösterdiler. Bu sırada Musa aleyhisselam elindeki asâsını yere bırakıverdi. Mucize olarak dehşetli ve çevik bir ejderhâ olup, sihirbazların yere attıkları ve yılan gibi gösterdikleri şeyleri yuttu. Bunu gören sihirbazlar; “Bu mutlaka insan gücünün dışında bir mucizedir.” dediler ve hazret-i Musa’ya îmân ettiler. Bu hâdise karşısında Firavun iyice azgınlaşıp, baskı ve zulmünü arttırdı. Musa aleyhisselama inananları şehit ettirdi. Hazret-i Musa’ya îmân etmiş olan kendi hanımı Âsiye’yi de şehit etti.

Firavun ve kavmi küfürde ve imansızlıkta ısrâr edince, Allahü teâlâ onlara çeşitli belâlar verdi. Önce şiddetli bir kuraklık oldu ve çetin bir kıtlığa tutuldular. Sonra su baskını, çekirge, haşarât ve kurbağa istilâsına uğradılar. Başlarına belâ geldikçe hazret-i Musa’ya gidip belânın kaldırılmasını ve îmân edeceklerini söylediler. Fakat belâ kalkınca azgınlıklarına devâm ederek îmân etmediler. Tekrar belâlar başlarına geldi. Buna rağmen îmân etmediler. Firavun ve kavmine gönderilen bu belâlar Kur’ân-ı kerîm’in A’raf sûresinde bildirilmektedir.

Firavun ve kavmi, Musa aleyhisselamın gösterdiği mucizeler karşısında İsrailoğullarının Mısır’dan gitmelerine izin verdi. Musa aleyhisselam bir vakit tâyin ederek bir gece vakti bütün İsrailoğullarını toplayıp Mısır’dan çıktı. Bunun üzerine Firavun izin verdiğine pişmân oldu. Derhâl askerini toplayıp, peşlerine düştü ve sabaha doğru onlara Kızıldeniz kenarında yetişti. Önlerinde denizi arkalarında düşmanı gören İsrailoğulları endişeye kapıldılar. Bu sırada Allahü teâlâ Musa aleyhisselama meâlen;
“Asân ile denize vur.” (Şuarâ sûresi: 63) diye vahyetti. Hazret-i Musa bu emir üzerine asâsını denize vurdu. Deniz hemen ikiye ayrıldı her bir tarafı yüksek bir dağ gibiydi. Önlerine çok geniş ve kupkuru on iki tâne yol açıldı. On iki sülâle olan İsrailoğulları bu yollardan yürüyüp karşıya geçtiler. Firavun, askerleriyle birlikte peşlerine düşüp denizde açılan yola dalınca, açılan yol kapanıp sular kavuştu. Firavun, askerleriyle birlikte boğuldu.

Firavun boğulmak üzere iken “inandım” demişse de onun ye’se kapılarak söylediği bu sözü kabul olunmadı. Bu hususta Kur’ân-ı kerîm’de meâlen şöyle buyrulmaktadır:
“İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun ve askerleri haksızlık ve düşmanlıkla arkalarına düştüler. Firavun boğulacağı anda, “İsrailoğullarının îmân ettiğinden (Allah’tan) başka bir ilâh olmadığına inandım, artık ben de Müslümanlardanım.” dedi.” (Yunus sûresi: 90) Ancak Allahü teâlâ Firavun’un îmânını kabul etmedi ve ona Cebrâil aleyhisselam vâsıtasıyla şöyle hitap buyurdu:
“Şimdi mi inandın daha önce baş kaldırmış ve bozgunculuk etmiştin.” (Yunus sûresi: 91) “Biz de bugün seni cansız bedeninle denizden yüksek bir yere atacağız ki, arkadan geleceklere bir ibret olasın. Bununla berâber doğrusu insanlardan birçok kimseler âyetlerimizden (ibret verici mucizelerimizden) gâfildirler.” (Yunus sûresi: 92) Tefsîr âlimlerinden Zemahşerî bu âyeti şöyle tefsir etmiştir:
“… Seni deniz kenarında bir köşeye atacağız… Cesedini tam, noksansız ve bozulmamış hâlde çıplak ve elbisesiz olarak, senden asırlar sonra geleceklere bir ibret olmak üzere koruyacağız.”

Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı Devir Süresi Kaçtır


Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı Devir Süresi Kaçtır
Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı Devir Süresi
Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı Devir Süresi Ne Kadardır

Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı Devir Süresi 6 aydır

Avrupa Birliği (AB) Dönem Başkanlığı, AB üyesi 27 ülke tarafından 6 ayda bir dönüşümlü olarak yapılan bir görevdir. Geçtiğimiz 1 Ocak itibariyle bayrak Polonya’dan Danimarka’ya geçti. 1 Temmuz’da ise başkanlık, Danimarka’dan Kıbrıs Rum Yönetimi’ne geçecek.

Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı’nın rolü her şeyden önce üye ülkelerin hükümetleri arasındaki çalışmaları yürütmektir. Bu, görüşmelere başkanlık etmek, taraflar arasında koordinasyonu sağlamak ve Avrupa Birliği’nin ihtiyaç duyduğu çözümlere ulaşmak için ülkeler arasında ortak çözümler bulmaktan geçiyor.

19 Mayısın Anlamı ve Önemi Nedir


19 Mayısın Anlamı ve Önemi Nedir
19 Mayıs’ın Anlamı Nedir
19 Mayıs’ın Anlamı Ve Önemi

Türk Tarihinde kutlanması gereken günler vardır.
Bunlardan biri 19 Mayıs 1919′dur. 19 Mayıs 1919 Anadolu’da yeni Türk Devleti’nin fiilen temellerinin atıldığı gündür ve Türkiye Cumhuriyeti tarihimizin başlangıcıdır.

Yüce Önder Atatürk’ün Büyük Nutkunu bu olayla başlatması, doğum gününü soranlara 19 Mayıs’ı işaret etmesi bunun kanıtı sayılmalıdır. 19 Mayıs’ın millî bayram olarak ilân edilmesi bu yargıyı daha da pekiştirmektedir. Atatürk, gerek Millî Mücadele döneminde, gerekse Cumhuriyet döneminde yurdumuzun birçok şehrini ziyaret etti. Bu ziyaretler, o şehirlerin mahallî övünç günleri olarak kutlandığı halde sadece 19 Mayıs yasa ile millî bayram kabul edildi.
Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından sonra Mustafa Kemal Paşa, 13 Kasım 1918′de İstanbul’a geldi. İstanbul’da yaklaşık altı ay kaldı. Bu süre içerisinde vatanın kurtuluşu için çeşitli girişimlerde bulundu. Padişahla birkaç kez görüştü ve ona bu konuda düşüncelerini aktardı.
Güçlü bir hükûmetin kurulması için çaba gösterdi. Basın yoluyla geniş kitleleri bilgilendirmeye, halkı aydınlatmaya çalıştı. Kurtuluşa giden yolun temel ilkelerini yine bu dönemde ortaya koydu. Bunları çok yakın arkadaşlarına anlattı. Böylece Millî Mücadeleden yana az sayıda, fakat etkin bir grup oluşturmayı başardı. Millî Mücadele Anadolu’dan başlatılacaktı. Bunun için öncelikle birer görevle Anadolu’ya geçilecek, mecbur kalınmadıkça görev terkedilmeyecek, görevi bırakmak gerektiğinde asla İstanbul’a dönülmeyecek, çalışmalar gayrî resmî bir tarzda sürdürülecekti. Samsun’dan başlayan süreçte, onun tutum ve davranışları izlenecek olursa bütün bu prensiplere bağlı kaldığı görülecektir. Başlangıçta kendisiyle birlikte Millî Mücadeleye atılan arkadaşları arasında, zorunlu olmadıkları halde İstanbul’dan verilen emirlere hemen uyarak görevini bırakanları, bununla kalmayıp İstanbul’a dönenleri, söz konusu prensiplere aykırı davrandıkları için Nutuk’ta ağır bir biçimde eleştirmektedir. Yüce Önder’i diğerlerinden ayrı ve üstün kılan, azmi, iradesi, kararlılığı, milletine sevgisi ve güveni, zafere olan mutlak inancıydı. Dokuzuncu Ordu Kıtaatı Müfettişliğine atandıktan sonra, heyecanla Harbiye Nezareti’nden çıkarken, kafes açılmış, önünde geniş bir âlem, kanatlarını çırparak uçmağa hazırlanıyordu. Oldukça sıkıntılı, zahmetli bir yolculuktan sonra,Samsun’da milletiyle kucaklaştı.
Samsun, mülkî taksimatta doğrudan Dahiliye Nezar
eti’ne bağlı Canik Sancağı’nın merkez ilçesiydi. Karadeniz kıyısındaki bu şirin kasaba, Birinci Dünya Savaşı’nın yükünü taşıyan yerlerden biriydi. Genel savaş sırasında özellikle Rus istilâsına uğrayan Türk topraklarından göç eden çok sayıda insan buraya gelmiş, kasabanın rengi, havası birden bire değişmiş, yeni gelenlerin barındırılması sıkıntılar yaratmıştı. Bunlar bir yana, Samsun aynı zamanda Pontusçu faaliyetlerin yoğun olduğu bir yerdi. Karadeniz’de dolaşmakta olan İtilâf donanmasından, Yunan savaş gemilerinin varlığından cesaret alan ve Samsun Rum metropoliti Germanos tarafından örgütlenen Pontus çeteleri sokaklarda dolaşıyor, asayişi ihlâl ediyor, köylere baskınlar düzenliyor, evleri, binaları ateşe veriyor ve korumasız Türkleri öldürüyorlardı. 9 Mart 1919′da Samsun’a çıkarılan 200 kişilik İngiliz birliği, Pontus çetelerini büsbütün şımarttı.

Mütakerenin bozulacağı endişesiyle güvenlik kuvvetleri ya kullanılamıyor, ya da asayişsizliği önlemede yetersiz kalıyordu. Bu durumda sırf nefs-i mûdafaa için Türkler de harekete geçince, bu zamana kadar Pontus çetelerinin terör faaliyetlerini seyreden İngilizler, seslerini yükselttiler ve 21 Nisan 1919′da Osmanlı Hükümeti’ne bir nota vererek Orta Karadenizde Türklerin hırıstiyanları katlettiklerini bildirdiler, bunun önüne geçilmediği takdirde bölgenin işgal edileceği tehdidinde bulundular.

Esasında olay bunun tam aksineydi. İngilizler gerçekleri tahrif ederek, Pontusçuları korumayı ve karışıklıkların devamını amaçlıyorlar bölgeyi işgal etmek için bahane arıyorlardı. İstanbul Hükümeti hemen bölgeye yetkili birini göndermek için kolları sıvadı. Derinlemesine bir araştırmadan sonra Mustafa Kemal Paşa üzerinde mutabakat sağlandı. Çünkü O, ikinci meşrutiyetin çalkantılı döneminde siyasete bulaşmamış, girdiği bütün savaşlarda zafer kazanmış başarılı bir kumandandı. İşte bu noktada Mustafa Kemal Paşa ile Samsun’un dolayısıyla bütün Anadolu’nun ve Türk Milletinin kader çizgisi kesişiyordu. O büyük insan, sebatla, inançla, doğru bildiği yoldan ayrılmadan Türk Milletinin geleceğini kurtaran kahraman oldu.

Mustafa Kemal Paşa’ya asayişsizliğe neden olan olayları tayin ve tespit ile bunların ortadan kaldırılmasının yanında daha başka görevler ve görevin gerektirdiği yetkiler de verilmişti. Atatürk, söz konusu yetkilerini değerlendirirken, bunları çok fazla bulduğunu ve İstanbul Hükümeti’nin bilerek, anlayarak bunları kendisine vermediğini belirtmektedir. Aynı günlerde ve daha sonra Anadolu’ya bir kısmı şehzadelerin başkanlığında olmak üzere heyetler gönderildi. Bunlar da önemli yetkilerle donatıldılar. Nasihat Heyetleri, Tahkik Heyetleri,Teftiş Heyetleri adı altında Anadolu’da dolaşan bu kurulların da vatanın kurtuluşu yolunda büyük sonuçlar elde edecekleri bekleniyordu. Basın, bu beklentilere tercüman oluyor, heyetler hakkında geniş bilgiler veriyor, gittikleri yerlerde karşılanmalarından her türlü faaliyetlerine kadar hemen her konuda kamuoyunu aydınlatıyor, hadiseyle birinci derecede alâkadar oluyordu.

Halbuki Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’ya gönderilmesi İstanbul basınında çok az ve sadece haber niteliğinde yer almaktaydı. Bu da kimden ve ne ölçüde sonuç beklendiğinin bir göstergesi sayılmalıdır.?u halde esas olan görev ve görevin gerektirdiği yetkiler değil, yetkileri yerinde ve zamanında tam bir liyakatla kullanmak, mutlak zafere ulaşabilmektir. Mustafa Kemal Paşa’nın başarı sırlarından biri de budur.
19 Mayıs, sadece Türk millî kurtuluş hareketinin başlangıcı olmakla kalmadı, yeni Türk devletinin çağdaş değerlerle milletler ailesi içerisinde yerini almasını da sağladı.

Atatürkün Dil İle İlgili Söylediği Sözleri


Atatürkün Dil İle İlgili Söylediği Sözleri
Atatürkün Dil İle İlgili Sözleri
Atatürk’ün Türk dili ile ilgili Sözleri

Türk milletinin dili Türkçe’dir. Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sever ve onu yüceltmek için çalışır. (1929)

Zengin sözlüğümüzün toplandığı gün, milli varlığımız en kuvvetli bir dal kazanacaktır. Bizim milliyetçiliğimizin esası dil birliğinin korunmasıyla mümkün olacaktır. (1938)

Türk dili Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği sayısız felaketler içinde ahlakının, geleneklerinin, hatıralarının, çıkarlarının, kısaca bugün kendi milliyetini yapan her şeyin dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk dili Türk milletinin, kalbidir, zihnidir. (1929)

Güzel dilimizi ifade etmek için yeni Türk harflerini kabul ediyoruz. Bizim ahenkli, zengin lisanımız yeni Türk harfleriyle kendini gösterecektir. (1928)

Türk dili zengin, geniş bir dildir. Her kavramı ifade kabiliyeti vardır. Yalnız onun bütün varlıklarını aramak, bulmak, toplamak, onlar üzerinde çalışmak lazımdır. (1930)

Gaye, bugünkü ve yarınki Türk’ün medeniyetini kucaklayacak en güzel ve en ahenkli Türkçe’dir. (1932)

Milli duygu ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli duygusunun gelişmesinde başlıca etkendir.

Büyük Türk tarihine, Türk dilinin kaynaklarına, zengin lehçelerine, eski Türk eserlerine önem veriyoruz. Baykal ötesindeki Yakut Türklerinin dil ve kültürlerini bile ihmal etmiyoruz. (1924)

Türk dili, dillerin en zenginlerindendir, yeter ki bu dil bilinçle işlensin.

Milli bilincin ayakta kalabilmesi ve uyanık bulunması için dil ve tarih uğrunda çalışmaya mecburuz.

Ülkesini yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır. (1930)

Türk dilinin kendi benliğine, aslında güzellik ve zenginliğe kavuşması için, bütün devlet teşkilatımızın dikkatli, ilgili olmasını isteriz. (1932)

Türk dilinin sadeleştirilmesi, zenginleştirilmesi ve kamuoyuna bunların benimsetilmesi için her yayın vasıtasından faydalanmalıyız. Her aydın hangi konuda olursa olsun yazarken buna dikkat edebilmeli, konuşma dilimizi ise ahenkli, güzel bir hale getirmeliyiz. (1938)

Milliyetin çok belirgin niteliklerinden biri de dildir. Türk milletindenim diyen insan, her şeyden evvel mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz. (1931)

Başka dillerdeki her bir sözcüğe karşılık olarak dilimizde en az bir sözcük bulmak ya da türetmek gerekir. Bu sözcükler kamuoyuna sunulmalı, böylece, yaygınlaşıp yerleşmesi sağlanmalıdır.

Türk milletinin milli dili ve milli benliği bütün hayatında egemen ve esas kalacaktır. (1933)


« Önceki Yazılar   |  



Eklenen Son Yazılar
  • 1. Ahmet Dönemi Islahatları Nelerdir?
  • Yardımlaşma ve dayanışma İle İlgili Atasözleri
  • Bini Bir Paraya Deyiminin Anlamı Nedir
  • Cuma Namazının Vücub Şartları Nelerdir?
  • Facebook Regaib Kandili İçin Mesajlar
  • Çevreye Atılan Çöplerin Zararları Nelerdir?
  • Musa Peygamberin Mucizeleri Neler?
  • Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı Devir Süresi Kaçtır
  • 19 Mayısın Anlamı ve Önemi Nedir
  • Atatürkün Dil İle İlgili Söylediği Sözleri
  • Düşünceyle İlgili Atasözleri
  • Kurban Keserken Hangi Duâ Okunur
  • 2012 anneler günü
  • Tiyatronun Sembolü Anlamı Nedir
  • En Çok Elektrik Harcayan Aletler Nelerdir ?
  • Ömer Seyfettin İlk Düşen Ak Kitabı Özet
  • Etkileyici İyi Geceler Mesajlar
  • Beyaza Çekmek Deyiminin Anlamı Açıklaması Nedir
  • Yurdumuzda kullanılan ulaşım türleri nelerdir?
  • Osmanlının Başkentleri Hangileridir ?
  • Denizin Rengini Belirleyen Etmenler Nelerdir ?
  • Mikrotübüller Hakkında Bilgiler
  • Su döngüsünü etkileyen durumlar nelerdir?
  • Hangi Enerji Kaynaklarını Başka Ülkelerden Alıyor ?
  • Nesli tükenen hayvanları koruma altına alan kuruluşlar nelerdir?
  • Cuma Namazı Kaç Rekattır Diyanet
  • Mimiar Sinan’ın Önemli Eserleri Nelerdir ?
  • Temas Gerektiren ve Gerektirmeyen Kuvvetler Hakkında Bilgiler
  • Türkiye Cumhuriyetinin Kaçıncı Hükümeti ?
  • Paten yaparken takmamız gereken güvenlik malzemeleri nelerdir?
  • Duanın Kabul Olması İçin Neler Yapmak Gerekir
  • Eğitimle ilgili sivil toplum örgütleri hangileri ?
  • emokrasinin tarihsel gelişimi hakkında bilgi verir misiniz?
  • Leonardo Da Vinci Hayatı ile ilgili Ansiklopedik Bilgi
  • Cuma Namazı Cami Dışında Kılınabilir mi?
  • En Anlamlı Aşk Nickleri
  • Hangi Bilim Adamı Neyi Bulmuş ?
  • Battı Balık Yan Gider Deyiminin Anlamı Ne
  • Arapça Bereket Duası Yazılışı ve Anlamı
  • Dünyada insan haklarının gelişimi nasıldır?
  • 1. Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesi ve Önemi Hakkında Bilgi
  • Kötülükle İlgili Sözler Kötülük Hakkında Söz
  • Abdestin Adabları Nelerdir Abdestin Adabı Nedir?
  • Bugüne Kadar Nobel Edebiyat Ödülünü Alanlar Kimlerdir?
  • En Güzel 19 Mayıs Şiiri, Güzel 19 Mayıs Şiirleri
  • Anlamlarına Göre Cümleler Nelerdir?
  • Başsağlığına Gitmek Deyiminin Açıklaması Nedir?
  • Sivil Toplum Kuruluşları Faaliyetleri
  • Yavuz Sultan Selim Dönemi Hakkında Bilgi
  • 2013 yılı kutlu doğum haftası ne zaman
  • Newtonun İlgilendiği Alanlar Nedir
  • Sivil Toplum Kuruluşları Hangi Amaçla Kurulmuştur Amaçları Nelerdir
  • 23 Nisan
  • 23 nisan ile ilgili resimler
  • 23 Nisan Anlam Ve Önemi Hakkında Bilgi
  • Astronot İle Pilot Arasındaki Farklar Nelerdir
  • GAP kapsamında hangi doğal kaynaklarla hangi ekonomik faaliyetler yapılmıştır?
  • Claude Adrien Helvetius Kimdir?
  • Josephine G Cochran Neyi İcat Etti
  • Pillerin farklı uçlarına ne ad verilir?


Copyright © 2011, İle İlgili Bilgiler. Yazılar (RSS) ve Yorumlar (RSS) WordPress ve Azpişmiş Tema üzerine kuruludur.

www.bingolagd.com/